8 Mayıs 2020 Cuma

Tanrı Neden Öldü? Nietzsche Hakkında

Tanrı Neden Öldü? Nietzsche Hakkında

Felsefeye büyük katkılar sağlamış fakat din adamlarının en büyük düşmanı olan Friedrich Nietzsche hakkında konuşalım biraz. Yaklaşık iki yüz yıldır kitapları var olan ama ilk zamanlarında pek popüler olamayan büyük bir düşünürdür bu bahsettiğimiz kişi. Onu tanımak için iki şey yeterli bize; “tanrı öldü” sözü ve Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabı. Bahsettiğimiz filozof, yıllarca tanırının öldüğünden ve bunu biz insanların beraber yaptığından bahsetti. Konuyu iyice kavradıktan sonra sormamız gereken birkaç sorumuz var. Ona göre tanrı öldü, tanrıyı biz insanlar hep beraber öldürdük. Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında geçtiği üzere tanrıyı öldüren kişi “dünyanın en çirkin insanı”dır. Bu sözden ne anlamalıyız? Düşünürümüze göre bir üstinsan olması gerekir. Peki üstinsanın özellikleri nedir? Kısaca; erdemli olması, kimseye muhtaç olmayıp tek başına ilerlemesi ve güçlü olması. Eğer üstinsan (en güzel insan) bu ise en çirkin insan da bu saydıklarımızın tam tersi olandır. Nietzsche, Şen Bilim isimli kitabında, elinde bir fenerle Tanrı’yı arayan bir karakter yaratarak “aslında Tanrı, hiç var olmamıştır” mesajını vermek ister. O, insanların ümitlerini, hayallerini süsleyen; zor zamanlarda sığınılacak bir liman olarak görülen hayalden ibarettir. İnsanlar ona muhtaç kalarak zamanla erdemden, güçten ve ahlaktan uzaklaşmıştır. Peki ne yapmaya çalışıyordu bu adam? Tanrının öldüğünü iddia etti, onu, en çirkin insanın öldürdüğünü söyledi, tanrıyı tüm insanların birlikte öldürdüğünü söyledi, elinde fenerle tanrıyı aradı, üstinsanı yaratmaya çalıştı. Şimdi bunları toparlamaya çalışalım.

Üstinsanı, dünyanın en çirkin insanına zıt olarak görelim. O zaman dünyanın en çirkin insanı ahlaksız, erdemsiz, muhtaç ve güçsüzdü, bu özellikler ile tanrıyı öldürdü. Biz insanlar ise hep beraber bu şeye göz yumduk ve engel olmadık bu yüzden bizde öldürmüş kabul edebiliriz. Eğer ki ahlaksızlığı, erdemsizliği, muhtaçlığı ve güçsüzlüğü yenebilseydik tanrı ölmezdi fakat tanrı olduğu sürece biz ona güvenerek hiçbir şeyi düzeltmek için uğraşmazdık. Tanrıyı neyin öldürdüğünü ve bizim neden suçlu olduğumuzu belirledik. Tanrı ölmeseydi ne olurdu? Tanrı ölmek zorundaydı. Çünkü üstinsan için bu gerekli ve eğer birisi tanrıyı öldürmeseydi hiç kimse erdem, ahlak ve güç uğruna çabalamazdı. Herkes zor zamanlarında tanrıya sığınır ve acıdan kaçmak isterdi fakat mükemmel olmak için acı çekmemiz gerektiğini öğrendik. Acı olmadan gelişemeyiz, acı olmadan üstinsan olamaz. Tanrı ölmeseydi acılarımızdan kaçacak ve gelişemeyecektik. Daha önemli bir sorumuz daha var; Nietzsche’ye göre tanrı ne idi? Kendi fikrimce; Nietzsche’nin tanrısı: adalet, erdemlik, ahlak, yalnız başına güçlenebilme, güçtü. Yani üstinsanda olmasını söylediği şeyler onun tanrı olarak gördüğü şeyler olabilir.

Tanrı; üstinsanda olması gereken özellikleri sembol ediyordu, dünyanın her yerinden olması gereken iyi şeyleri de temsil ediyordu. Tanrı; adalet, erdem, dürüstlüğü temsil ediyordu. Tanrıyı öldüren kişi ise tüm bunların zıddını temsil ediyordu. Tanrıyı öldüren kişiye bizim yardım etmemiz ise, tüm bu kötü şeyleri yapanların insanlar olduğunu anlatmak istiyordu. Tanrının hiç var olmadığını söylerken ise acıdan ve sorumluluktan kaçıp sığınmak ve kendimizi kandırmak için uydurduğumuzu anlatmak istiyordu. Bazen kendi ile çelişiyor gibi görünebilir fakat işin derininde daha farklı görünüyor. Daha basit ve sade şekilde anlatmaya çalışırsak eğer; tanrı tüm iyi şeyleri, onu öldüren kişi ise tüm kötü şeyleri temsil ediyordu. Bizler tanrının yanındaymışız gibi göründük fakat onu sadece sığınak olarak kullandık ve tüm kötü şeylere destek olduk, bu sebeple tanrı öldü ve bizde yardım ettik. Şimdi ise insanların kendi başlarına güçlenip kendilerinden başka muhtaç oldukları bir şey olmadığını öğrenmelerinin zamanı. Bu filozof din düşmanı değildi, belki dinlere inanmıyor olabilirdi ama onun savunduğu şeyler her dinin tanrısının bize söylediği şeylerle paralel değil mi? İnsanları güçlendirip daha iyi bir yere getirmeye çalışan bu adama uzun bir süredir dev bir düşmanlık var. Onu iyice anlamaya çalışmadık ve düşman kabul edenler oldu, kitaplarını yakanlar oldu. Herkes kendi düşüncesini savunabilir, yanlış dahi olsa. Düşünürümüzün dediklerinin her kelimesi yanlış dahi olsa bir insana bu denli düşmanlık hiçbir dinde kabul edilmez. Kendisi, yaptıklarının sonuçlarını tahmin etmişti ve dünyaya erken geldiğini söylemişti, aynı. Oğlum dediği Zerdüşt gibi. Eğer onu daha erken anlasaydık bazı şeyleri kabullenip gerçekten çok daha iyi şekilde gelişebilirdik.

Tüm bunlar tamamen benim düşüncemdir. Yanlış veya doğru olduğuna dair kesin bir sözüm yoktur. Sadece Nietzsche hakkında bildiğim biraz bilgiye yorum katmış halimdir. Tüm bu düşüncelere tamamen katıldığımı söylemiyorum fakat benim fikrimce bu adamın demek istediği şeyler (özetle) bunlardı.

4 Mayıs 2020 Pazartesi

PARA


Para Üzerine
  Para, dünyada en çok nefret ettiğim şeydir benim ve aynı zamanda kazanmak için en çok çalıştığım şeydir. Çünkü birçok insan gibi bende buna mecburum.
  Başka birçok şey gibi parayı da değiştirdi insanlar. Ona daha fazla değer yüklediler ve en sonunda para insanları değiştirdi. İnsanlar para için her şeyi yapar hale geldiler artık. Para için birbirlerini satıyor ve katlediyorlar. Bu durum açgözlülüğün büyümesinden kaynaklanıyor ve sonunda ortaya kibir denilen iğrenç şey çıkıyor. Lidyalılarda ki parayı bulan o uyanık insanın amacı; elindeki malı kaybetmeden daha fazlasını kazanmaktı ve işte açgözlülük tam burada yeşermeye başladı. Paranın amacı buyken değiş tokuşun amacı ise; elindeki fazla mal yerine bir başkasını koymaktı ve bu bence gayet adil. Çünkü ortada para olmadığı için illaki herkes üretim yapmanın bir yolunu bulur ve takasa katılırdı. Para bulunduktan sonra, bunun geri dönüşü yoktu ama kötü sonuçları fark eden güzel insanlar vardı. Adil insanlar. Onlar parayı ortadan kaldırmak istediler ama bunun imkânsız olduğunu anlayınca komünizmi çıkarttılar ve parayı halkın elinden kurtarmayı başardılar. Daha doğrusu halkı para illetinden kurtardılar. Her şeyi devlete vererek sadece ihtiyaçlarını aldılar ve açlık ortadan kalktı. Devlet herkese iş verdi ve işsizlik ortadan kalktı. Herkes ihtiyacı olan kadarını almaya başladı ve yoksulluk denen bir şey kalmadı. Ama bu her yer için geçerli değil. Bir yerde para varsa parasızlıkta vardır. Ve eğer bir arada ne kadar çok para varsa en çok yoksullukta ordadır. Açgözlülük parayı, para da kibri doğurdu. Bunlarda yoksulluk ve açlığı ortaya çıkardı.
  Hepimiz öleceğiz ve neden sürekli daha fazlasını istiyoruz? Daha iyi bir cenaze töreni ya da daha iyi bir tabut için mi? Neden daha iyi bir hayat için değil? Komünist değilim ama bence para iğrenç bir şeydir. İnsanların bunu benimsemesi ve acilen bir şeyler yapması gerekiyor. Daha iyi bir Dünya dileğiyle…